English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

++Sitene Ekle
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Balkanlar’ın Pandora Kutusu: 10 yıl ‘bağımsızlık’ Kosova’ya neler getirdi?

Balkanlar’ın Pandora Kutusu: 10 yıl ‘bağımsızlık’ Kosova’ya neler getirdi?



Kosova şu anda uyuşturucu mafyalarının kalesi, organ ticaretinin döndüğü kara borsa ve son zamanlarda da tüm Avrupa kıtası için terör tehdidinin kaynağı oldu. Vatikan, Körfez ülkeleri ve Türkiye, bu bölgenin üzerindeki etkisini arttırmaya çalışıyor. Russia Today (RT), Kosova ayrılıkçılığının orta vadedeki sonuçlarını ortaya koydu.

‘KARA DELİK’

Tanınmayan Kosova Cumhuriyeti, 17 Şubat’ta Bağımsızlık Bildirgesi’nin kabul edilmesinin 10. yıldönümünü kutluyor. ABD Başkanı Donald Trump da dâhil olmak üzere bazı dünya liderleri Kosovalıları kutladı.

Trump, kutlama mesajında “Yapılması gereken daha çok şey olmasına rağmen, başarılarınızı kutluyoruz. ABD, Kosova’nın ortak bölgesel işbirliği ilkeleri ve hukukun üstünlüğü için sağlam bir temel oluşturmasına yardımcı olmak istiyor” ifadelerine yer verdi.

Kosova’nın bağımsızlığını şu anda 115 ülke tanımış durumda. Bu arada ne Sırbistan, ne Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) birer daimi üyesi olan Rusya ve Çin, ne de Hindistan, Brezilya, Güney Afrika Cumhuriyeti, İran, Arjantin, Endonezya gibi güçlü ülkeler bu listeye dâhil değil. Kosova, Belgrad ile arasında ihmal edilmiş olan kriz nedeniyle BM’ye üye olamıyor. Priştine ayrıca birçok kez verilen sözlere rağmen NATO ve AB üyeliğine de kabul edilmiyor. Bunun nedeniyse tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı tanımayan İspanya, Yunanistan, Romanya ve Slovakya’nın tutumu.

Kosova’nın ‘devlet yapıları’ şimdiye kadar fiilen Avrupalı vergi mükelleflerinin cebinden çıkan paralar sayesinde varlığını sürdürüyor. 1999’dan itibaren AB, Kosovalı Arnavutlara neredeyse 1.5 milyar dolar aktardı. AB her yıl çeşitli reformlar için Priştine’ye 50 ila 100 milyon euro arasında kaynak ayırıyor.

Kosova’nın bağımsızlık ilanının yıldönümü nedeniyle 15 Şubat’ta 38.5 milyon euro tutarındaki tranşın ödenmesi kararlaştırıldı. Kosova bu parayı ‘bağımsızlık’ yıllarında korkunç hale gelen demiryollarının yenilenmesi için kullanacak.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, geçen Perşembe günü yaptığı basın açıklamasında, Kosova’nın ‘hayırseverlerin’ çabalarıyla, tartışmalı statüde olan bir ‘kara deliğe’ dönüştüğünü söyledi. Zaharova, “Kosova’daki kaos ortamı, oradaki topraklara BMGK’nın 1244 sayılı kararının örtüsü altında NATO’nun altyapısının, yani ABD’nin Bondsteel Üssü’nün kurulması için kullanılıyor, böylelikle örgütün etkisinin Balkanlara yansıması ve bölgedeki süreçlerle manipüle edilmesi amaçlanıyor” ifadelerini kullandı.

Günümüzde Kosova, Avrupa’nın en fakir bölgelerinden biri. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) verilerine göre kısmen tanınan devlet, kişi başına düşen GSYİH (10.008 dolar) açısından dünya genelinde Gürcistan ve Lesotho’nun arasında, 105. sırada yer alıyor. Ülkeyi terk edenlerin sayısı giderek artıyor. Resmi verilere göre Kosova’daki işsizlik oranı yüzde 30, resmi olmayan verilere göreyse yüzde 50 mertebesinde.

VATİKAN’IN YAKLAŞIMI

Belgrad’daki Avrupa Araştırmaları Enstitüsü’nden Stevan Gayiç, RT’ye verdiği röportajda hakkında çok az konuşulan bir çatışmanın varlık gösterdiğini söyledi. Gayic, “Kosova’da herkes Sırplarla Arnavutlar arasındaki zıtlaşmayı biliyor, fakat Arnavutların kendi içlerinde de, Roma Katolikleri ile Vahabiler arasında çatışma var” diye konuştu.

Sadece Kosova’nın değil, Arnavutluk’un da elit tabakasının büyük bir kısmının ya Kripto (gizli) Katolik, ya da Katolik olduğunu kaydeden Gayic, resmi verilere göreyse Kosova’da Katoliklerin halkın sadece yüzde 5’ini oluşturduğunu ifade etti.

5 Eylül 2017’de Priştine’de, kentin en yüksek binalarından biri olan Rahibe Teresa Katolik Kilisesi’nin açılışı yapıldı. Kilisenin inşaatını Kosova’nın eski Cumhurbaşkanı İbrahim Rugova başlatmıştı.

Gayic, “Rugova Müslüman bir ailede doğdu, fakat Katolik oldu, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama Ortodoks bir ailede doğdu ancak yine Katolik oldu, şu anki Başbakan Ramuş Haradinay, çalışma odasında Rahibe Teresa’nın portresini, Haşim Taçi ise Papa ile birlikte çekilen fotoğrafı bulunduruyor. Yani elitlerin Katolikliğe meyilli olduğu fark ediliyor” diye konuştu.
Diğer yandan Vatikan, Kosova’ya özel bir ilgi gösteriyor. Vatikan bu oluşumu resmen bağımsız bir devlet olarak tanımasa da bu durum, Kosovalı yönetimle aktif diplomatik ilişkilerde bulunmasına engel teşkil etmiyor.

Vatikan temsilcisi işlevlerini, Slovenya’da Papa’nın sözcüsü ve Kosova’da Papa’nın delegesi olan Juliusz Janusz yerine getiriyor. Bu kişi 1990’lı yıllarda Papa’nın, Katolik din adamlarının Tutsi halkına yapılan soykırımı desteklemekle suçlandığı Ruanda temsilcisiydi.

Gayic, “İlk baştaki amaç, Arnavutların Roma Katolikleri olması ve Kosova’daki tüm Sırp kutsal emanetlerin, Hıristiyanlara ait olarak Katolik Kiliseye taşınmasıydı” dedi.

Sırp uzman, ancak Müslümanların muhalefeti nedeniyle Vatikan’ın Kosova’da tutunma girişimlerini hafifletebileceğini kaydetti ve şöyle devam etti: “Bu durum halkın çoğunu tahrik ediyor. Yeni elitlerin Roma Katolikleri olduğu, Müslümanlarınsa fakir kaldıkları görülüyor. Bu durum, dini ve sosyal bir patlamaya yol açabilir.”

Priştine’de 2010’da yerli Müslümanlar, Katolik Kilisenin bölgedeki nüfuzuna engel olmak amacıyla protesto eylemleri bile düzenledi.

HALİFELİĞİN AĞLARI

Gayic’e göre, Kosovalı Arnavut topluluk içindeki çelişkiler, radikalizm için üreme zemini oluşturuyor. Kosova Güvenlik Araştırmaları Merkezi’nin 2016’da yayınladığı rapordaki verilere göre ülke halkından Suriye ve Irak’ta savaşan militanların oranı, Avrupa’nın en yükseği. 1.8 milyon kişinin yaşadığı Kosova’dan çıkan militan sayısı 300’den fazla olarak gösterildi.

Gayic, “Kosova’da terör tehdidi çok ciddi. Kaynağı, Arnavutların gizlemeye çalıştığı fakat aralarında fiilen var olan dini farkların ve sosyal sorunların arkasında yatıyor ki, bu faktörler birbirine bağlı” diye konuştu.
Uzmanlara göre diğer bir faktör ise, Körfez ülkelerinin birçoğunun sponsoru olduğu Vahabi propagandasının etkisi.

Gayic, “Kosova Müslümanları arasında daha çok Şiiliğe yakın Bektaşiler ve son yıllarda Suudi Arabistan’ın aktif bir şekilde üzerlerinde çalıştığı Sünniler var. Suudiler, Kosova için tamamen yeni bir olgu olan Vahabiliği geleneksel Müslümanların arasına yaydılar” diye sözlerini sürdürdü.

Kosova’da özellikle ‘Suudi Arabistan Kosova ve Çeçenistan Ortak Yardım Komitesi’ ve sadece Suudilerin değil Körfez’deki diğer ülkelerin de mali destek sağladığı Al Waqf Al Islami (AWAI) gibi kuruluşlar aktif çalışma yaptı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, geçtiğimiz yılın Mart ayında yaptığı açıklamada, “Kosova’daki İslami radikalizme karşı koymak, şu anda neredeyse en başta gelen öncelik” ifadelerini kullanmıştı. Zaharova, Kosova’nın bulunduğu toprakların ‘daha sonra Ortadoğu’daki teröristler tarafından çatışmalara katılan kişilerin terör örgütlerine kazandırılması için kullanıldığını’ ifade etmişti.
Zaharova, “Onlar sadece IŞİD’ten yana savaşmakla kalmayıp anladığınız üzere çeşitli ülkelerde terör eylemlerinin organizasyonunda da yer alıyor ve bu, büyük endişe uyandırıyor” demişti.

TÜRKİYE’NİN TALEPLERİ

Kosova’ya karşı kayıtsız olmayan bir diğer ülke de Türkiye. Bu ülkede hatırı sayılır bir Arnavutluk diasporası mevcut. Bunun dışında Ankara, Kosova’nın bağımsızlığını tanıdı ve NATO’ya girişini de destekliyor. Kosova’nın ‘bağımsızlığının’ ilk yıllarında Türk firmaları bu bölgeye yatırımlar yapmaya bile çalışmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2013’te Başbakanlık koltuğundayken gerçekleştirdiği Kosova ziyaretinde, “Hepimiz ortak bir tarihin, ortak bir kültürün, ortak bir medeniyetin, birbirine dost, birbirine akraba, birbirine kardeş olduğu bir yapının insanlarıyız. Unutmayın, Türkiye Kosova’dır, Kosova Türkiye’dir” diye halka seslenmişti.

Gayic, şu andaysa Priştine ile Ankara arasındaki ilişkilerin, Kosovalı Arnavutların Amerika yanlısı tutumları nedeniyle bozulduğunu belirtti ve şöyle devam etti:

“Bir diğer çelişkiyse Arnavutların ulusal görüşünün anti-Türk olmasıdır. Arnavutların her zaman Osmanlı istilasına karşı olduğuna yönelik iddialar kabul görüyor ve bu, Arnavutların kendileri için de sorun teşkil ediyor. Halkın büyük bir kısmını Müslümanlar oluştururken ulusal program aynı zamanda hem Katolik, hem anti-Sırp, hem de anti-Osmanlı.”
Arnavutluk tarafındansa periyodik olarak birleşme çağrıları yapılıyor. Nisan 2017’de Başbakan Edi Rama, Arnavutluk’un AB’ye alınmaması halinde bu ülkenin Kosova ile birleşeceğini duyurmuştu. Geçtiğimiz ocaktaysa Kosova Başbakanı Ramuş Haradinay Arnavutluk pasaportu aldı.

Rusya Bilimler Akademisi Slav Araştırmaları Enstitüsü Balkanlar Krizi Araştırma Merkezi Başkanı Yelena Guskova, RT’ye verdiği röportajda konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

“Kosova’nın bağımsızlığı tanınır tanınmaz sıra Sırbistan’ın güneyine, Karadağ’a ve Makedonya’nın büyük bir kısmına gelecek. Ardından tüm bunlar birleşecek, başta belki Kosova’nın etrafında, ardından Arnavutluk’la birlikte.”

BALKANLARIN SUÇ MERKEZİ

2008’de Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin eski başsavcısı Carla Del Ponte’nin ‘Av-Ben ve Savaş Suçluları’ adlı kitabı yayınlandı. Del Ponte, kitapta o zamanki yönetimi insan organları kara borsasını desteklemekle suçlayarak, Arnavut kökenli olmayan vatandaşların organlarının alınarak, Batı’da satıldığını, organ şebekesinin başında o zamanın Kosova Başbakanı Haşim Taçi’nin olduğunu ileri sürmüştü.

İngiliz Guardian gazetesi, 2011’de NATO’nun verilerine dayandırdığı haberinde Taçi ve Kosova’nın diğer bazı üst düzey yöneticilerinin sadece o bölgede değil, Batı Avrupa ülkelerinde de faaliyet gösteren Arnavutluk mafyasının bir kısmını oluşturduğunu yazmıştı.

Taçi geçen 10 yılda başkanlık koltuğuna oturmayı başardı, Del Ponte’nin yayınladığı olaylara ilişkin bağımsız bir araştırmaysa hiç yapılmadı. Kosova’nın şimdiki Başbakanı, eski ‘Kosova Kurtuluş Ordusu’ komutanı Ramuş Haradinay, emrindeki kişilerin Sırplara karşı işlemiş olduğu suçlardan kendisinin sorumlu olamayacağı gerekçesiyle davadan beraat etti. Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi örneğine göre Kosova ve Metohiya bölgesiyle ilgili 2017’de yapılan duyuruyla özel bir uluslararası mahkemenin kurulması ise, Kosova yönetimi tarafından son derece olumsuz algılandı.

Gayic, “Kosova’nın hangi kaynaklara ayakta kaldığı, yanıtı olmayan bir soru. Priştine’den ve diğer kentlerden insanların gittiğini görüyoruz, fakat aynı zamanda bitmeyen bir inşaat faaliyeti var. Bu durum, orada halen uyuşturucu ticaretinden gelen paraların aklandığını gösteriyor” diye konuştu.

Kosova’nın Avrpa’daki uyuşturucu transitinin merkezlerinden biri olduğunu söyleyen Gayic, “Eroin Afganistan’dan, kokainse Latin Amerika’dan geliyor ve onların mafyası Avrupa’da kapsamlı bir uyuşturucu ticareti yapıyor” iddiasında bulundu.

Kosova’yı ‘Pandora’nın Kutusu’ olarak niteleyen Gayic, bu bölgenin etkisiyle tüm Balkanlar’daki suç örgütlerinin de pozisyonlarını güçlendirdiğini söyledi.
Sırp uzman, “Bu alanda etnik klişeler çalışmıyor. Sırp ve Arnavut mafya grupları birbirileriyle aktif etkileşim halinde ve maalesef şu anda tüm bölgede mafya ile iktidar arasındaki korelasyonun ne olduğunu bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.

İNCE SİYASET

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel 15 Şubat 2018’de Priştine’de yaptığı konuşmada Sırbistan’ın, Kosova’nın bağımsızlığını tanımadan AB’nin bir parçası olamayacağını açıkladı.

Yelena Guskova, “Bugün Avrupa açık bir şekilde, Kosova’nın tanınmasının, Sırbistan’ın AB’ye üye olması için tek şart olduğunu söylüyor. Bu maalesef, ABD’nin muazzam etkisi altında olan AB’nin bağımsız tutumu değil” diye konuştu.

Uzmanlara göre Sırpların durumu, sözlü olarak Kosova’yı tanımadıklarını ifade eden, ancak fiilen onun Sırbistan’dan daha çok uzaklaşmasına neden olan Belgrad’daki yönetimin ikili pozisyonundan ötürü daha da zora giriyor.

Guskova, “Belgrad, fiilen Kosova’yı bağımsızlığa yaklaştırarak, muazzam imtiyazlar yaptı” ifadelerini kullandı.

Günümüzde Sırbistan’la Kosova arasında, egemen devletlerin arasında olduğu gibi bir sınır bulunuyor. Sırbistan’ın pasaport vermediği Kosovalı Sırplar, Priştine’nin verdiği belgeleri kabul etmek zorunda kalıyor. Bunun yanında Sırbistan, Kosova’nın ayrılıkçı yönetimi tarafından verilen tüm belgeleri tanıyor.
Guskova, bu durumun Sırplar için güçlü bir darbe olduğunu söyledi.

Bu arada Kosovalı Sırplara karşı şiddet eylemleri durmuyor. Örneğin geçtiğimiz ocak ayının 16’sında Kosova’nın kuzeyindeki Sırpların protesto hareketinin lideri Oliver İvanoviç silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Priştine, bu dava ile ilgili Sırp adli organlarıyla işbirliği yapmayı reddetti.

Guskova, “Belgrad’daki yetkililer Kosova’nın bağımsızlığını resmen tanımıyor, fakat belki de ‘bağımsızlık’ sözcüğünü telaffuz etmeden ve halkı fazla kızdırmadan bu ülkenin bağımsızlığını nasıl tanıyabileceğini düşünüyor” diye konuştu.

Haşim Taçi 14 Şubat 2018’de ‘Sırbistan’la tarihi bir anlaşma’ imzalama sözü verdi.

Stevan Gayic, “Aslında zaman Sırpların lehine işliyor. Tanınma dalgası durdu ve hatta tersine tepmeye başladı. İlk ülke (Surinam) daha önce Kosova’nın bağımsızlığını tanıyan kararını geri çekti ve o, bunu yapan son ülke olmayacak. Önemli olan, Sırbistan yönetiminin Amerikan yanlısı kısmının önümüzdeki birkaç ay içinde zarar vermemesi. En önemli olan, Sırbistan’ın kendi kendine zarar vermemesi” ifadelerini kullandı.


Apsny News

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ