English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

++Sitene Ekle
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Ortadoğu ve Medine Sözleşmesi

admin
admin

Mehmet Çeri / Özgür Gündem

Ortadoğu dinlerin, kültürlerin, medeniyetlerin beşiği ve Peygamberlerin, ilim insanlarının, âlimlerin çıkış diyarıdır. Ancak ne oldu da tüm bu kargaşaların, savaşların, katliamların odağı haline geldi. Hani bir söz var ya halk dilinde “Çok zenginlik çok baş ağrısı olur.” Ortadoğu’nun sorunu da burada yatıyor. Zenginliği, petrolü, yeraltı kaynakları ve jeostratejik konumu başına bela olmuş, tarihi süreç içerisinde sömürgeci güçler kendi toprakları dışındaki coğrafyalarda zenginlikleri elde edebilmek için toplumları birbirinden ayırmak istemiş; kimilerini yanına çekerek işbirlikçilerini oluşturmuş, kimi zaman da bunlar arasındaki çatışmaları sıcak tutarak kendi varlıklarını sürdürmüşler. Diğer önemli bir nokta ise dinler arasındaki diyalogları koparıp ve dinler içindeki mezhepciliği ön plana çıkartarak, kışkırtarak toplumları bu şekilde kontrol altına almıştır.

Bugün de Ortadoğu, İslam adı altında hareket ettiklerini iddia eden çetelerin öncülüğünde kan gölü haline gelmiştir. Peki, niye, neden bunlar oluyor ve ne olduda böyle bir vahşete kalkıştılar? Bu tip örgütler ve ayrılıkçı grupları ta İslam’ın doğuşunda görmekteyiz. Sahte peygamberlerin ortaya çıkışı, İslam’ı kendi anlayışları ile yorumlamaları, dine çok büyük zarar vermiştir. Hz. Muhammed’in vefatıyla birlikte İslam dinini tam anlamıyla idrak etmeyen bu çevrelerin daha belirgin bir şekilde ortaya çıktıkları görmekteyiz. Halifeler arasındaki çatışmalar, Emevilerin, Abbasilerin ve sonrasında gelen İslam devletlerinin, dini siyasal bir araç olarak kullandığını görmekteyiz. Ancak Hz. Peygamber tüm bu kargaşaların ve ayrılıkçı grupların ortaya çıkacağını önceden bildiği için toplumların, dinlerin birlikte yaşayabileciği Medine Sözleşmesi’ni yayınlayacaktır.

Medine sözleşmesi, aynı zamanda Medine imtiyazı olarak da bilinir. Hz. Muhammed tarafında 622’de düzenlenmiştir. Sözleşme Müslümanları, Yahudileri ve Paganları da içine alacak şekilde Yesrip şehrinin (daha sonraki ismi Medine) önde gelen aşiret ve aileleri arasında resmi bir anlaşma oluşturmuştur. Sözleşme Medine’deki Evs Kabilesi ve Hazrec kabilesi kabileler arasındaki şiddetli çatışmalara son vermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Medine’deki Müslüman, Yahudi ve Pagan toplulukları ümmet adı altında tek bir topluluk olarak toplamak için hepsinin payına düşen haklar ve sorumluluklar oluşturuldu.Ta 622 yıllarına dayanan toplum sözleşmesi ya da Medine sözleşmesi toplumların birlikte yaşayabilecekleri ve birbirlerine saygı içinde, karşılıklı sorumluluklarının olması durumunu izah etmiş çok ileri bir örnektir. Ancak bugüne baktığımızda İslamcı geçinen, İslam dinini savunucusu olarak kendini lanse eden kurum ve örgütler yine Ortadoğu’daki Müslüman ülkeler Medine Sözleşmesi’nin amacına çok uzaktalar. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, tüm bu yaşananları göz önüne alarak, toplumda bir ihtiyaç olarak hissedilen ve Ortadoğu’da yaşanan kargaşa, İslam dinin içinde bulunduğu duruma dikkat çekmek amacıyla Medine Sözleşmesi’ni gündeme getirmiştir.

Öcalan, her kesimin kendini içinde bulabileceği şekilde İslam dinini ve diğer dinlerle diyalog ilişkilerini geliştirmesi için Amed başta olmak üzere Ortadoğu ve dünyada İslam kongrelerinin yapılmasını, “Demokratik İslam Kongresi” adı altında çalışmaların sürdürülmesini ve kurumsallaşmaya gitmeyi önermiştir.

İslam âleminde bir ihtiyaç olarak Medine Sözleşmesi’nin bu dönemde açılıp tartışılması önemli bir aşamadır. Bundan sonra böyle çalışmaların sürdürülmesinin başta Ortadoğu bölgesi olmak üzere dünya için önemli bir durumu teşkil edeceğine inanıyorum. Özgür yarınlara doğru ve barışın bu topraklara gelmesi dileğiyle.

“Her kim bir insanı yaşatırsa bütün insanlığı yaşatmış gibi olur” (MAİDE/32)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ