English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

++Sitene Ekle
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

HDP Cizre Raporu 2. Bölüm

Cizre halkı 79 gün boyunca tarihin ender rastlanan acımasız bir katliamına tanıklık
etti. İnsanca ve özgürce bir yaşam için evlatlarını özyönetim direnişinde kaybetti.
Ama boyun eğmedi, aman dilemedi

Sergei Ardzinba
Sergei Ardzinba

Şırnak Valiliği’nin 14 Aralık 2015’te saat 23.00’te Cizre’de ilan ettiği sokağa çıkma
yasağı 79 gün bir askeri kuşatmayla sürmüştür. Tüm bu süre boyunca dışarıdan
hiçbir kişi ya da heyetin Cizre’ye girişine devlet güçleri izin vermemiştir. İçişleri
Bakanı Efkan Ala’nın “Cizre’de operasyonlar bitti” açıklamasından sonra ablukanın
kalkması beklenmiş, Türkiye ve Kürdistan coğrafyasının dört bir yanından kişiler ve
kurumlar Cizre’ye girebilmiştir. Çalışma ekibimiz de bu şekilde Cizre’ye giriş
yapabilmiştir.
Bu raporun amacı ablukalar boyunca yaşananları yerinde görmek, tanık ifadelerine
başvurmak yoluyla yaşanan hak ihlalleri ve vahşeti tespit etmek, belgelemek ve
raporlamaktır. Cizre halkının özyönetimlerle ilgili ne düşündüğünü kayda geçirerek
direnişin boyutlarını anlamaya çalışmak, halkın tüm bu yaşananlara dair
düşüncelerini öğrenmektir. Yine Cizre’de yaşanan katliamın tüm boyutları
tanıklıklara başvurularak raporlandıktan sonra ihtiyaçları ortaya koymak ve yeniden
inşa için bir öneriler listesi geliştirmek de raporun amaçlarındandır.
Saha çalışmasını yürütmek üzere meslekleri avukat, sosyolog, gazeteci ve siyaset
bilimci olan HDP bünyesinde çalışan 4 kişi görevlendirilmiştir. Çalışma ekibi
“operasyonlar bitmiştir” açıklamasından sonra çalışmalarını yoğunlaştırmış, gün gün
medya taraması yaparak hafıza tazeleyerek, kişi, tanık, kurum ve meslek görüşmeleri
için ayrı ayrı yarı yapılandırılmış görüşme yönergelerini hazırlamıştır. Görüşme
yönergelerinin hazırlanmasında HDP’nin günlük enformasyon raporlarından da
çokça faydalanılmıştır.
Çalışma ekibi, Cizre ablukası kalktıktan bir gün sonra 03 Mart 2016’da Cizre’ye giriş
yapmış ve 10 gün boyunca sahada kalmıştır. Saha boyunca ablukanın ve yaşanan hak
ihlallerinin boyutunu tam anlamıyla görebilmek ve sözü, bu süreci birebir
yaşayanlara vermek için Cizre’de faaliyet gösteren kurum ve meslek örgütleriyle
görüşülmüştür. Abluka nedeniyle sağlık, eğitim, barınma, ulaşım, ibadet vb. hakları
engellenmiş olan kişilerle toplam 76 yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Bu
görüşmelerin 33’ü meslek ve kurum görüşmesi, 43’ü kişi ve tanık görüşmesidir.
Görüşmelerin tamamına yakını ses kayıt cihazıyla kayıt altına alınmıştır. Vahşet
bodrumları ile ilgili yapılan görüşmelerde bodrumlardan sağ olarak kurtulan 2 kişi de
dahil olmak üzere yapılan 5 görüşmede, görüşülen kişi kayıt alınmasını istememiş,
bunun üzerine not defteri ve bilgisayar aracılığıyla not alınmıştır. Görüşmeler
ortalama 45 dakika sürmüştür. Görüşmeler ağırlıklı olarak Kürtçe yapılmıştır. Ses
kayıtlarının çözümlenmesi Kürtçe bilen gönüllü insanlar tarafından yapılmıştır.
Yapılan görüşmelerin listesi Ek1’de sunulmuştur.
Kişi ve tanık görüşmeleri ağırlıklı olarak ablukanın sert bir şekilde yaşandığı,
barikatların yoğun olduğu yerler olan ve Cizre’nin % 70’ini oluşturan Cudi, Yafes, 8
Nur, Sur mahallerinde gerçekleştirilmiştir. Yaşamını yitirenlerin aileleriyle
görüşmeler yapıldığında bir çoğunun taziyesi devam etmekteydi. Tank ve top
atışlarına maruz kalmış bir evin odalarından bazıları harabe halde olduğu için görece
sağlam kalmış ve temizlenmiş bir odasında ya da bahçede taziyeler kabul
edilmekteydi. Görüşmeler için sakin ve sessiz bir ortam gözetilmiştir. Genellikle
kalabalıktan uzak, evin sağlam kalmış küçük bir odasına geçilmesi, küçük yaşta
etkileneceği düşünülerek çocukların içeriye alınmaması rica edilmiştir.
Çalışma ekibinden bir kişinin Cizreli olması ekibe daha rahat hareket etme imkanı
sağlamıştır. Çalışma ekibi güvenlik gerekçesiyle genelde birlikte hareket etmek
zorunda kalmıştır. Çalışma boyunca güvenlik güçlerinin psikolojik baskısı
mahallerde görüşmeler yapılırken her daim var olmuştur. Özellikle fotoğraf makinesi
taşınırken ve çekim yapılırken dikkatli olmak zorunda kalınmıştır.
Raporun yazımı sahaya çıkan ekip tarafından iş bölümü yapılarak gerçekleştirilmiştir.
Abluka boyunca yaşananların kadın boyutu için, daha iyi anlaşılabilmesi ve
aktarılabilmesi amacıyla kadın grubumuzda çalışan siyaset bilimci bir kişi
görevlendirilmiştir. Aynı şekilde rapora katkı sunması için sosyal medya ve yasama
uzmanı iki kişi görevlendirilmiştir.
Vahşet bodrumlarında bulunan yaralılar günlerce televizyonlar aracılığıyla hastaneye
kaldırılma taleplerini dile getirmişlerdir. Rapor heyeti olarak vahşet bodrumlarında
mahsur kalan yurttaşların İMC TV, Nuçe TV ve Özgür Gün Tv’ye telefonla
bağlandıkları kayıtlar söz konusu 3 televizyondan talep edilmiştir. Bu kayıtların
deşifresi yapılarak rapora aktarılmıştır. Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur
Fincancı, İMC TV Muhabirleri Saadet Yıldız ve Refik Tekin ile Cizre’de yüzyüze
görüşme gerçekleştirilemediği için kendilerine mail atılmış, gelen yanıtlar raporda
değerlendirilmiştir.
Raporda çalışma grubunun sahada çektiği fotoğrafların yanı sıra, DİHA muhabiri
Cihan Ölmez, fotoğrafçı Ferhat Arslan, Mürsel Çoban, Reşad Ayaz ve Ubeydullah
Hakan’ın fotoğrafları kullanılmıştır. Reşad Ayaz ve Ubeydullah Hakan, raporun
yazımı sırasında bizlere aynı zamanda kısa Cizre belgeselini hazırlamışlardır.
Fotoğrafçı ve yapımcı dostlarımıza gönüllü katkılarından dolayı teşekkürü borç
biliyoruz.
Raporda yasak yerine ağırlıklı olarak abluka kelimesi tercih edilmiştir. Cizre özelinde
Kürdistan coğrafyasında yaşanan duruma bir isim koymak oldukça zor olmakla
birlikte, mevcut uygulamaya “sokağa çıkma yasağı” demenin, yaşatılanları yeterli
ölçüde karşılamayacağı düşünülmüştür. Yaşam aylarca, bütünüyle felç edilmiştir. Can
ve mal güvenliği kalmamış, sokakta soluk alıp veren herkes ölüm tehdidiyle karşı
karşıya kalmıştır. Nitekim bodrumlarda insanların diri diri yakılması, bu tehdidin
herkes açısından gerçekleşme ihtimalini biraz daha artırmıştır. Bu yönüyle
düşünüldüğünde sadece Cizre’de değil, diğer Kürt kentlerinde de aylarca süren
çatışmaların ve şiddetin ne şekilde adlandırılacağı, akademisyen ve araştırmacıların 9
çalışmalarıyla daha iyi ortaya çıkabilecektir. Ancak yukarıda söz edilenler ışığında
ilan edilen sokağa çıkma yasağı, rapor boyunca ağırlıklı olarak “abluka” olarak
adlandırılmıştır. Burada adlandırmanın egemenler tarafından yapılmasına karşı
çıkmak, reddetmek ve olanı biteni tüm çıplaklığıyla kavradıktan sonra hakikate en
yakın kavramlaştırmaların yapılması gerektiğini düşünmekteyiz. Dilin poltikayı inşa
etmedeki rolünü akıldan çıkarmamak gerekiyor.
Raporda, tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşen, sağ çıkarılıp hastaneye intikalleri
mümkünken katledilen, yakılan insanların kaldıkları bodrumlar “vahşet bodrumları”
olarak anılmıştır.3
Bir bölgenin etnik, ideolojik vb. saiklerle egemen tarafından öldürülmesi, istenmeyen
insanların çıkartılarak, hükümetin ifade ettiği gibi “temizlenerek” saldırıya geçme
durumu “steril katliam” olarak adlandırılmıştır. Cizre ablukası başlamadan önce
öğretmenlere gönderilen mesaj kamuoyunda “steril bir katliamın” habercisi olarak
değerlendirilmiştir.4
Bu rapor 14 Aralık 2015-02 Mart 2016 arası 79 gün süren ve Cizre’ye tüm girişlerin
kapatıldığı döneme odaklanmaktadır. Çalışma ekibi yapılan görüşmeler ve izlenimler
sonrası Cizre ablukasını 3 kritik döneme ayırmış ve raporu bu dönemleri baz alarak
yazmıştır. Birinci dönem, ablukanın başladığı günden vahşet bodrumlarının ortaya
çıktığı güne kadar olan süreci kapsamaktadır. İkinci dönem, vahşet bodrumlarının
ortaya çıktığı ve ondan sonra kamuoyunun vahşet bodrumlarındaki
insanların yaşamına odaklandığı dönemdir. Üçüncü dönem ise, İçişleri Bakanı Efkan
Ala’nın “Cizre’de operasyonlar bitti” açıklamasından sonra ablukanın devam ettiği,
çatışmaların olmadığı ancak devlet güçlerinin büyük bir talana kalkıştığı dönemdir.
Bu bölümde, kadına yönelik devlet şiddetinin ortaya konduğu cinsiyetçi yaklaşım da
ele alınmıştır. Yine burada, devletin canlı cansız her şeyi vurarak gündelik hayatın
yeniden tesisini zorlaştırdığına, hayvanları ve meyve ağaçlarını doğrudan hedef
alarak yaşamı yok etmeye çalıştığına yer verilmiştir. Son bölümde ise devletin
hukukla imtihanı incelenmiş, doksanlardan bugüne, yargının devlet şiddetine
yaklaşımı üzerinde durulmuş ve yargının toplumsal barışın inşasındaki rolüne
değinilmiştir. Abluka sürecinde yaşanan hak ihlallerinin boyutları, ulusal ve
uluslararası mevzuata referansla incelenmiş, özellikle bizleri bekleyen olası bir dava
süreci için etkili bir soruşturmanın yürütülüp yürütülmediği, kullanılabilecek
delillerin hukuka uygun bir biçimde toplanıp toplanılmadığı üzerinde durulmuştur.

3 Bu kavram olayların yaşandığı günlerde Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız tarafından kullanılmış,
gerek yazılı ve görsel medya gerekse sosyal medyada sıkça kullanılmıştır.
4 Bu kavram da aynı şekilde abluka başlamadan önce Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız tarafından
kullanılmış, gerek yazılı ve görsel medya gerekse sosyal medyada sıkça kullanılmıştır.10
Cizre halkı 79 gün boyunca tarihin ender rastlanan acımasız bir katliamına tanıklık
etti. İnsanca ve özgürce bir yaşam için evlatlarını özyönetim direnişinde kaybetti.
Ama boyun eğmedi, aman dilemedi.
Saha çalışmamız boyunca bizi evlerinde konuk eden, evlerinin neredeyse tamamı
havan topu ve tank mermileriyle yıkılmış haldeyken kapıdan çevirmeyen, o halde
evlerine buyur eden, fedekar ve direngen Cizre halkına şükran borçluyuz. Bu rapor
Cizre’de yaşamını yitirenlerin anısına, yaralanan insanlara ve tüm Cizre halkına
adanmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ