English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

++Sitene Ekle
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Kobane IŞİD’den Daha Tehlikeli

Kobane IŞİD’den Daha Tehlikeli

Cafer Karatepe

Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı, Batı Kürdistan da dediğimiz Rojava’da (Derik’le Efrin arasındaki 700 km’lik sınır hattı boyunca uzanan bir bölgedir) iki yıl önce 3 kanton kuruldu. Bunların merkezleri Cizir, Kobane ve Efrin. Kürtler en kalabalık etnik gurup olup (2 milyondan biraz fazla) bölgede ayrıca Araplar, Süryaniler, Çerkezler, Türkmenler, Ermeniler, Ezidiler, Hıristiyanlar bulunur. Suriye’nin bölgeden çekilmesiyle devlet aygıtına halk tarafından el konuldu ve yeni bir yönetim oluşturuldu; büyük bir kargaşa, kaos durumu yaşanmadı. Bölgedeki 60 dolayındaki parti ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla anayasa oluşturuldu, oy birliğiyle kabul edildi. Anayasaya göre Kürtçe, Arapça, Süryanice resmi dil olarak kabul edildi ve diğer dillerin de öğretilmesi kararı alındı. Yönetimin her kademesinde %40’lık kadın kotası kararı alındı. Eş başkanlık sistemi getirildi. Süryanilere ayrıca pozitif ayrımcılık uygulanması kabul edildi. Kanton yönetimleri için, içinde bulunan halk kesimlerinin “ortak yönetimidir” denildi. En tepede özerk yönetim meclisleri var. Yerel yönetimlerin en alt birimi mahalle meclisleri. Seçimle gelen mahalle meclisleri ilçe meclislerini, ilçe meclisleri de kendi aralarında il meclislerini oluşturuyor. Tüm meclislerde her etnik gurup ve dinden insanlar var. Her kademedeki meclis, bölgesi ile ilgili konularda yetki sahibi. Köylüler kooperatifleşiyor ve tarım alanları bu kooperatifler aracılığıyla işletiliyor. Eğitim, sağlık, ulaşım vs. hizmetler parasız olarak sağlanıyor, vb…

Bölgede en değerli varlık çocuklar. Çalıştırılması, maddi ve manevi işkence yapılması ağır suç sayılıyor. Küçük yaşta evlilik kesinlikle yasak. Kadınlar toplumsal yaşamın her alanında, siperde bile erkeklerle omuz omuza. Uzatmamak için söyleyeyim, anlatılanlar gerçekse durum Sovyet Devrimi’nin ilk yıllarının yerel ve küçük bir örneğini ansıtıyor ya da Paris Komün günlerini.

Bu yazılan ve söylenenlere itiraz edenler var. Deniyor ki, daha dün aşiret düzeninde yaşayan bu topluluğun insanlığın geçirdiği birçok aşamayı sıçrayarak buraya gelmesi olası mı? Birkaç yıl öncesine kadar koyu bir taassubun pençesindeki bu toplumların birden laik kesilmeleri akla yatkın mı? Vs…

Bazı anlatımlar abartılı olabilir; ama demokratik bir halk iktidarının temellerinin atılması, yavaş yavaş yükselmesi hiç de olmayacak şeyler değil. Toplumların daha iyi bir düzene geçmesinde tek tek bireylerin ve genel olarak toplumun gelişkinlik düzeyinin, iradesinin önemi kuşkusuzdur. Bir de insanların iradesi dışında gelişen ve tüm toplumu bir sel gibi önüne katarak sürükleyen olaylar vardır. Geçmişte insanlar, Almanya ya da gelişkin bir Avrupa ülkesinde devrim beklerken devrimin yıldızı Rusya’da parlamıştı. Kapitalizmin en geri halkasında ayaklandı halk. Savaş, Almanya’da değil, Rusya’da devrimin koşullarını hazırlamıştı. Rusya Birinci Dünya Savaşı’na girmeseydi devrimi yaşayabilir miydi? İkinci Dünya Savaşı olmasa Avrupa’nın büyük bir bölümü, hem de görece daha geri bölgeleri sosyalist sisteme katılabilirler miydi?

O kadar uzaklara gitmeye gerek yok. Gezi olaylarına katılan tüm gençlerin örgütlenme deneyleri mi vardı? Ya da çoğunluk örgütlü mücadelenin önemini mi kavramıştı, ki böyle bir varsayım onların çok önceden örgütlü olmalarını gerektirirdi. Başta zamanın başbakanı olmak üzere yetkililerin son yıllardaki tutumları isyanın hem öznel hem nesnel koşullarını hazırladı, küçük bir kıvılcım büyük bir yangına dönüştü. Başbakan kibri bir kenara bırakarak aşağılamaları yerine “bir daha değerlendirelim…” gibi bir şeyler söylese, ağaç kesimini durdursa bu isyan büyük bir olasılıkla olmazdı. Hükümetin Park’takilere haksızca saldırması gençlik kesimi arasında tahmini önceden olanaksız bir dayanışma, bir organizasyon ve bir komün yaşamını oluşturdu. Daha önce bir araya gelmesi mümkün olmayan kesimleri aynı hedefe yöneltti.

Suriye’nin kuzeyinde etrafı düşmanlarla çevrilmiş bir halk yok olmaktan, katliama ve her türlü insanlık dışı aşağılamalara uğramaktan nasıl kurtulabilir? İşte şu anda yaptıklarını yaparak. Çünkü her bir etnik, dini vs. gurubun, tek tek insanların başka bir şansı yok Kobanê’de. Eğer etrafları kışkırtılmış, güdülenmiş, kodlanmış, gözü dönmüş bir düşmanla çevrilmeseydi onlardan böyle bir yönetim şekli beklemek gerçekten zordu. Yaşadıkları ortam onları birbirine sıkıca bağladı ve bugünkü komüne benzer bir yapı oluştu. İnsanın varoluşundan bugünlere gelmesi zor koşullardaki yaratıcılıklarıdır. Bugün kendinden hem sayıca hem de silah üstünlüğü bulunan düşmana direnebilmelerinin ana nedeni zorunlu olarak üretilen bu siyasal yapıdır.

İşte bu nedenle Türkiye ve Ortadoğu’nun otoriter rejimleri için, Aşiretle yönetilen Kürt grupları için ve en önemlisi dünya kapitalist sistemi için bugün daha tehlikeli olan IŞİD yapay devleti değil, KOBANÊ’de biraz da koşulların dayatmasıyla kurulan komünal yapıdır

Türkiye’de toplumun alt ve orta gelir guruplarından büyük bir kesimin (Milliyetçisi, Ulusalcısı, dincisi, dindarı, işsizi, vs ki toplumun büyük çoğunluğu) Kobanê’nin IŞİD’in eline geçmesini istemelerinin ana nedeni PKK ve Kürt düşmanlığıdır, yıllardır toplumun genlerine işlenen kodlardır. Zengin kesim ve onları temsil eden AKP iktidarının Kobanê halkına düşmanlığının başka nedenleri de var. Onlar, adil ve eşit bir toplumun tahayyülüne bile tahammül edemez. Neoliberal sistem için Kobane küçük ama mide bulandıran bir sinektir.

Sermaye sınıfının değil de halkın iktidarda olduğu bir yönetim biçiminde, İktidarın bir yakını, yandaşı elini kolunu sallayarak bir köyün, bir beldenin, bir ilçenin vs. ortasından iş makineleri ve kamyonlarıyla, kimseye bir şey söylemeden, selam bile vermeden geçerek az ilerdeki güzelim bir ormanı, bir akarsuyu, bir zeytinliği ya da tarihi bir yapıyı rant için talan edemez. Orada değerlendirilmesi gereken bir akarsu, maden vs’nin nasıl değerlendirileceğine o bölgenin bin yıllık kadim halkı karar verir.

Katılımcı demokrasin uygulandığı yönetimlerde ki, bu halkın iktidarıdır, mahalledeki parka, bir il ya da ilçedeki meydana, iktidar, ben yüzde %99 oy aldım, diyerek bir cami yanında AVM, rezidans, iş merkezi vs yapamaz. Yani cami bahane rant şahane diyemez, mahalledeki çocuk ve yaşlıların tek oyun ve dinlenme alanı olan parka dokunamaz. O tür alanların nasıl kullanılacağını o ilçedeki, o mahalledeki halk karar verir.

Kobanê’deki iktidar küçük bir sınıfın ya da zümrenin değil, halkın iktidarı ise, oradaki mahkemeler de belli bir kesimin haklarını korumak için değil, toplumun her ferdinin hakkını, özellikle güçlüye (iktidar, patron, zengin vs.) karşı korumak için vardır. Böyle bir yönetimde toplu bir iş cinayeti işlendiğinde iktidardakiler iş sahiplerine yalandan atıp tutamazlar, mahkeme savcıları baştan savma müebbet hapis cezalarının istendiği iddianameler hazırlayamazlar, dolayısıyla aradan uzun bir zaman geçtikten, olay unutulmaya yüz tuttuktan sonra her şey yapanın yanına kar kalmaz, birbirinin hemen aynısı olan iş cinayetleri sürüp gitmez. Orada mahkemeler karısını 49 yerinden bıçaklayarak, boğazını keserek öldüren bir kocaya iyi halinden ya da tahrikten dolayı indirim yapamaz. Tacize uğrayan kadınlar ve çocuklar için hâkimler “kancık köpek kuyruk sallamayınca, erkek köpek peşinden gitmez…” gibi genlerine yerleştirilen kodlar nedeniyle tacizcileri koruyamaz.

Kobanê’de eğitim, ulaşım, sağlık vb. hizmetler parasızdır. Halkın temsilciler aracılığıyla değil, doğrudan yönetime katıldığı gerçek demokrasilerde başka türlüsü düşünülemez zaten. Eğitim çocuğun doğuştan getirdiği yeteneklerini geliştirmek üzerine programlanır. Okullar, bilimi, bilgiyi kovmak için değil, yaygınlaştırmak için vardır. Bilimsel bilginin olmazsa olmazları olan sorgulama ve kuşkuculuk yok edilerek yerine ezber ve inanma konamaz. Bilgi yok edilerek inanca yer açılamaz.

ABD ve Batı, bizim de içinde bulunduğumuz NATO, Ortadoğu’da benzerleri bolca bulunan Esad’ı bahane ederek IŞİD denen canavarı üreterek Ortadoğu’ya, yani enerji alanlarına sürdüler. Orada yapay bir devlet kurmalarına izin verdiler. IŞİD denetimden çıkınca, ki sempatizan toplayabilmek için zorunluydu buna, şimdi hizaya getirmeye çalışıyorlar. Kobanê IŞİD’den kurtulsa bile emperyalizm ve yerli, bölgesel işbirlikçileri orada mayalanmaya başlayan halk iktidarını yıkmak için her yola başvuracaklardır. Mezhep ve etnik savaşlar çıkarmak, darbeler yapmak onların en uzman olduğu konulardır. Kobane halkı sadece silah istediği halde onları mecbur bırakarak (denize düşen yılana sarılır.) oraya ÖSO militanları ile Bölgesel Kürt Yönetimi askerlerini sokmalarının nedeni bu olmalı, diye düşünüyorum.

Kobanê yıkılsa da, destanı ve hayali neoliberal sistemi daima rahatsız edeceğe benziyor.

Bekleyip göreceğiz. Toplumsal olayların neler üreteceğini, nelere gebe olduğunu kolayca tahmin edemiyoruz maalesef.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ