English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

++Sitene Ekle
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Güneşe Secde Eden Halk : Ezidiler

Güneşe Secde Eden Halk : Ezidiler

/İsmet Kayhan/

Tarih boyunca çok ağır baskılara maruz kaldılar… “Üzerimizden 72 katliam geçti” diye özetliyorlar yaşadıkları toplumsal trajedileri. Ve bütün katliamlardan çıkıp gelmelerini sağlayan gücün, güneş olduğuna inanıyorlar. Bu yüzden ibadetlerini güneşe dönerek gerçekleştiriyorlar. Güneş ne taraftaysa, o tarafa secde ediyorlar. Namazlarını, güneşe secde ederek kılıyorlar yani…

Onlar, Laleşli Êzidîler… Güney Kürdistan’da Dohuq ile Akre yolu üzerindeki Eşivne köyüne yaklaşık altı kilometre uzaklıktaki Laleş’de kutsal mabetleri bulunan bu Êzidîler, hem inançları, hem siyasal yaklaşımları, hem de demokrasi anlayışlarıyla oldukça ilginç özellikler taşıyor.

Laleş’in sivil liderliğine bağlı Şêx Berekât’a göre bütün katliamlara rağmen onları koruyan şey, güneşe duydukları inançtı. “Unutmayın ki” diyor Şêx Berekât, “Güneşin nuruyla yeşilleniyor dünya. Güneş olmazsa her şey anlamsızlaşır. Biz güneşe secde ederek kazandık ve bu günlere kadar gelebildik.”

Biz de, güneşe secde eden halkı görebilmenin en iyi yolunun Laleş’e gitmek olduğunu öğrendiğimizden beri burayı ziyaret etmek için hep bir fırsat yakalamaya çalıştık. Ve sonunda Dohuq üzerinden Laleş’e gitmek üzere yola çıktık. Dohuq’un çıkışından Laleş’e gidebilmek için iki yol çıkar. Bunlardan biri Baadre Êzidî köyü üzerinden, diğeri de Etroş mıntıkasından gitmektir. Baadre üzerinden Dohuq’un 38 kilometre doğusuna düşüyor Laleş…

Güney Kürdistan’daki Êzidîler, Şıngal mıntıkasından sonra en çok bu bölgede yaşıyorlar. Şêxan, Baadre, Behşika gibi Êzidî yerleşim yerlerinin yanı sıra Dohuq’un batısına düşen Xanke, Zaxo’ya bağlı Derebûn köylerinde de Êzidî yerleşim yerleri bulunuyor. Fakat Laleş, sadece Güney Kürdistanlı Êzidîler için değil, bütün dünyadaki Êzidîler için çok özel bir yere sahip. Dünyanın her yerinden Êzidîler, Laleşi ziyaret ederek buradaki ruhani önderliklere hizmet ediyorlar.

Genellikle katı kuralları ve dini tabularıyla bilinen Êzidî inancının, Güney Kürdistan’da farklı yorumları bulunuyor. Behdinan bölgesindeki Êzidîler daha çok katı yaşam ilişkileriyle bilinirken, Şengal ve Musul çevresindeki Êzidîler ileri yaşam biçimleri ve dine demokratik yaklaşımlarıyla tanınıyorlar. Ortak mabet Laleş ise hiç bir fark gözetilmeksizin bütün Êzidîlerin kabul edildiği yerdir.

Laleş’e yaklaşıyoruz. Çünkü yabancılara kapalı olduğu, aynı inancı paylaşmayanların her yerini göremediği söylenen, ama aynı zamanda Kürt ulusal renklerini de temsil eden bir dinin kutsal mabedini ilk defa böylesine açık ve yakından görmeyi amaçlıyoruz. Kafamızda bize nasıl yaklaşacakları sorusuyla, uzaktan yeşil zeytin ağaçlarının göründüğü dar bir vadi ağzında duruyoruz. Üzerinde “Parezgeha Laleş” yazılı tabeladaki yukarıyı gösteren ok işaretini takip ediyoruz. Yol boyunca dizilmiş araçlar, ziyaretçilerin çokluğunu anlatıyor bize. Buradan sonrası yürüme yolu…

Etraftaki zeytin bahçelerinde hummalı bir çalışma var. Her yer insanlarla dolu. Artık Laleş’deyiz. Fakat bir inancın mabedini gezmek kolay iş değil. O inancı, inancın kurallarını tanıyan bir rehbere ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Ve rehberimizle birlikte, herkes gibi kapısına dayanıyoruz Laleş’in…

İlk dikkat çekici şey, herkesin yalınayak olmasıydı. Kapıdaki peşmergeye soruyoruz. Bu uygulama, dini bir kurala dayanıyormuş. Êzidîlerin kutsal mekanı olan Laleş’de temizliği sağlamak için böyle dolaşmak zorunluymuş. Ve uzaktan geliyor olmamız işe yarıyor, ayakkabılarımızı kulübesine koymamıza izin veriyor peşmerge. Ve çıplak ayakla kapısından içeri adımımızı attığımız yer, işte Laleş. Biz de hacı mı olacaktık bilmiyoruz ama, burası Êzidîler için kutsal hac yeriydi ve biz de burayı tawaf etmeye gelmiştik. Tıpkı Cegerxwîn”in dediği gibi: “Naçime tewafa berê reş, Heta neçime Laleş…”

Kürtlerin ulusal renklerini taşıyan tek ibadet yeridir Laleş. Laleş’in içinde herkes din kardeşidir. Onun için kimse kimsenin ismini sormuyor. Baharın gelişi, ziyaretçi sayısını artırmış doğal olarak. Her renkten, her sınıftan, her sosyal statüden Êzidîler… Laleş Êzidîlerin Vatikan’ı gibidir çünkü. Kendi içinde bağımsız ve bölgede özerk bir yapıya sahip olduğu her halinden belli oluyor Laleş’in. Êzidîlerin Mirleri ve Şêxlerinin yanı sıra Feqîr, Kewwal, Pîr, Kuçek, Mürid gibi Êzidî din adamları bulunuyor Laleş’de. Bu din adamlarının bazıları değişik renklerde giyinseler de, giysilerin hakim tonu beyaz. Baharla birlikte, en güzel giysileriyle hazır bulunuyorlar burada.

Çünkü Êzidîlerin birkaç dini bayramı bulunuyor. Nisan, Ekim ve Aralık aylarında kutlanıyor bu bayramlar. Fakat baharın gelişi, Newroz ve Nisan’ın ilk Çarşamba gününe rasgelen Êzidî bayramı, başlangıç sayılıyor. Bayramlar, çeşitli ibadet türlerinin yoğunlaştığı dönemlerdir. Oruç tutuluyor, namaz kılınıyor, zekat veriliyor bu bayramlarda. Laleş, bu bayramların başlangıcını oluşturan, bir anlamda bayramların startını veren, düzenleyen ve yürütücü güç konumunda bulunan Şêx Hadî’nin mezarına ev sahipliği yaptığı için, Êzidîlerin gözünde ayrı bir yere sahip bulunuyor. Bu yüzden Êzidîlerce daha fazla kutsanıyor, her tarafı; taşı, toprağı, kapıları, bezleri öpülerek saygı gösteriliyor.

Laleş’in olağanüstü büyüsü içinde bize bunları anlatan rehberimiz, Laleş’in en üst mertebeye sahip dini yetkilisiyle görüşmek ve kutsal yerlerini; yani mezarlarını, ibadet yerlerini fotoğraflamak istediğimizi söylediğimizde hemen duruyor. En üst ruhani liderin statüsü Babe Şêx’tir. Fakat ismi bilinmez. Babe Şêx’in ismini zikretmek ise Êzidîlerce günah sayılıyor. Yine de randevu talebiyle dergaha yöneliyoruz. Şêx Hadi’nin mezarına doğru giden avlunun kapısında duruyoruz. Rehber, kapı eşiğine basmanın günah olduğunu konusunda da uyarıyor bizi. Beba Şêx’in dergah kapısında bizden önce gelmiş başka gazeteciler de vardı.

Babe Şêx’in divanında, hep aynı giysiler içinde onlarca dini görevli hazırda bekliyorlar. Bazıları divanda oturuyor. Babe Şêx, Êzidîlerin ruhani lideri ve Laleş’in sorumluluğunu yürüten en büyük ruhani lider olarak görev yapıyor. Babe Şex için özel olarak yapılmış oturma divanının kutsal olduğu varsayılıyor ve elbette ondan başkasının oturmasına izin verilmiyor. Bizim için kurulan divana yakın bir yere oturarak başladığımız söyleşide önce Babe Şêx, Kürtler arasında ayrımcılık yapmadıklarını, kendilerini tanıyan ve ulusal dinlerine saygı duyan herkesi sevdiklerini söyleyerek başlıyor söze. Êzidî dininin bugünlere gelebilmek için ne kadar çok bedeller ödendiğini belirten Babe Şêx, buna rağmen dinlerini koruyabilmelerinde Şaleşin merkezi bir rolü olduğunu anlatıyor.

Babe Şêx’in anlattığına göre Laleş, Êzidî dininin en kutsal yeridir. Tıpkı Müslümanların Mekke’si gibi… Laleş’de yüzlerce dini görevli bulunuyor. 30 ile 40 arasında da Êzidî köylerinden imece usulü gelenler ise Laleş’in; temizlik, yemek ve teknik düzenlemelerden oluşan günlük işlerini yürütüyorlar. Asla evlenmeyen, kendilerini Êzidî dinine ve Laleş’e adamış olan iki de rahip var Laleş’de. Müslümanların Cuma’sı gibi, Laleş’de de çarşambalar mübarek gün sayılıyor. Babe Şêx, Laleş’de doğayı koruduklarını, bunun için aldıkları önlemler çerçevesinde yaş ağaç kesiminin yasaklandığını söylüyor.

Baharla birlikte Êzidîler, ilk sütlerini, yoğurtlarını Laleş’e getirerek halka ve din görevlilerine dağıtıyorlar. Böylece ürünlerin helal ve bereketli olacağına inanıyorlar. Babe Şê’den öğrendiğimize göre, sivil liderlik ve ruhani liderlik olmak üzere Êzidîlikte ikili yönetim bulunuyor. Bu çerçevede ruhani liderliği, Babe Şêx, Kewwal ve Feqi gibi makamlar temsil ederken, Mirler de dünya işleriyle uğraşan sivil liderliği temsil ediyor. Bu makamlar, bir devletin hükümeti gibi işliyor ve her makamın yardımcıları, vezirleri bulunuyor.

Laleş’deki Êzidîlerin en çok yakındıkları konu ise, başka dinlere mensup insanların kendilerine yaklaşımları… Babe Şêx, kendilerinin bütün dinlere saygılı olduğunu, ancak kendi dinlerine de saygı gösterilmesini beklediklerini vurguluyor. “Kestiğimiz hayvanın etini yemiyorlar. Çarşıda, pazarda Êzidî yoğurdunu, peynirini satın almaktan çekiniyorlar” diyen Babe Şêx, şöyle devam ediyor: “Onlar da Kürt bizde Kürdüz. Ne farkımız var? Biz Saddam döneminde dinimizden vazgeçmedik. Koruduk. Şimdi de koruyacağız.”

Öte yandan babe Şêx, Êzidîlerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerdeki yönetimlerde de söz haklarının olmasını istiyor. Ona göre bu bölgelerde halkın kendi yöneticisini seçmesi ve bu yöneticiler tarafından idarenin yürütülmesi gerekiyor. Saddam döneminde Kürtleri öldüren, koruculuk yapan, ancak belli aşiretlere yakınlığı nedeniyle yönetime getirilenlerden de yakınan Babe Şêx, bazı Êzidî grupların Irak yönetiminde yer alması için Kürtler tarafından Arap asıllı gibi gösterilmelerine de tepki gösteriyor. Buradaki suçun Kürtlere ait olduğunu belirten Babe Şêx, şunları söylüyor: “Eğer sen gereken değeri vermezsen, insanlar başka tarafa kayar. Êzidîler gururlu insanlardır. Bütün Kürt devrimlerinde rol aldılar. Savaştılar. Ama farklı muamele gören Êzidîler de başka arayışlara giriyorlar. Ben bunu yetkililere de söyledim ama çözüm bulunamadı.” Babe Şêx, Güney Kürdistan hükümeti hakkında konuşmaktan da özellikle kaçınıyor.

Laleş’in kutsal yerlerini gezip fotoğraflamak için Babe Şêx’den aldığımız özel izin ve yanımıza verilen rehberle ayrılıyoruz makamdan. Vedalaşma sırasında da Babe Şêx’in, kucağında bir çocukla gelen kadına dua edişini izleme fırsatı buluyoruz. Kutsal sayılan sarı-kırmızı-yeşil bir ipin çocuğun boynuna asılması şeklindeki bir ritüelle yapılıyordu dua.

Dolaştığımız mekanlardan Şêx Hadi ibadet yeri, rengarenk bezlerle donatılmış. Kesk û sor û zer ile örtülmüşŞêx Hadi’nin mezarının üzeri. Kutsal mekanların birçoğunda dini törenler ve dualar ediliyor. Her kutsal yerin ziyaretçisi, önce kapıda bekleyen dini görevliye para vermek zorunda. Böylece Laleş’i dolaşabiliyorsunuz. Laleş’in zemzem suyunu, çocukların vaftiz edilen beyaz suyu, Laleş’in aydınlatılmasını sağlayan zeytinyağından yapılma ışıkları, Bu yağların saklandığı depoları, dini törenleri, binbir renk giysileriyle ziyaretçi Laleşli kadınları görebilirsiniz…

Öte yandan güneşi temsil eden ve ismini güneşten alan Şêx Şems’in mezarını… Bu mezarı bekleyen Şêx Şems’in sülalesinden Vezir Şêx Berekat’tan, burada Êzidî dini inancını temsil eden simgeler olduğunu öğreniyoruz.

Ayrıca duvarları süsleyen fotoğrafların, Êzidîlik uğruna şehit olan Şêx sülalesinden insanlara ait olduğunu öğreniyoruz. Ayrıca Şêx Şems’in mezarının mezarının içinde bulunduğu mağaraya benzer yerin, Şêxri cin, (Mîre Cina-Cinlerin Miri) olduğunu söylüyor Şex Berekat. Ona göre burada cinler var. Cin bulaşmış hastalar buraya atılarak tedavi ediliyor.

Êzidîlerdeki sivil liderliğe bağlı Mir Tehsin Beyin yanında yer alıyor Vezir Şex Berekat. Hayır ve şerrin, Mir’in elinde olduğunu anlatıyor. Ve Şêx Berekat anlatıyor bize, güneşin neden Êzidîlikte bu kadar önemli olduğunu:

“Bizlere çok baskı yapıldı. Üzerimizde 72 katliam yapıldı. Bizi koruyan en büyük güç, güneşe duyduğumuz inançtı. Ve güneşe bu inancımızdan hiçbir zaman vazgeçmedik. Onun için güneş ne tarafta olursa olsun, ona dönerek namaza durur, ibadet ederiz. Unutmayın ki, güneş olmazsa her şey anlamsızlaşır. Güneş olmazsa yaşam olmaz. Kim güneşsiz yasayabilir ki? Biz güneşe secde ederek kazandık ve bugünlere gelebildik. Çünkü güneşin nuruyla dünya yeşilleniyor, yaşam düzenleniyor. Dünya güneşle aydınlanıyor. Onun için güneş ve ateş bizde çok önemlidir. Biz Kürt Êzidîleriyiz. Bizde güneşe secde etmeyenlerin imanı eksik olarak değerlendirilir. Biz de Laleş’de güneşe secde ediyoruz. Güneşsiz kalmayın..”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ