English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

++Sitene Ekle
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Yerel mahkemeden AYM’ye “görev gaspı” suçlaması, “bireysel başvuru” hakkına darbe

Yerel mahkemeden AYM’ye “görev gaspı” suçlaması, “bireysel başvuru” hakkına darbe


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM kararına atfen Şahin Alpay için yapılan tahliye başvurusuna bir kez daha direndi. Mahkeme, AYM’nin bağlayıcı nitelikteki kararının “görev gaspı” olduğunu iddia etti, böylece 2010 referandumu ile getirilen “AYM’ye bireysel başvuru” sonuçlarının etkisiz kılınabilmesine de yol açtı

Anayasa Mahkemesi (AYM), eski Zaman gazetesi yazarı Şahin Alpay ve akademisyen Mehmet Altan’ın tutuklulukları için “hak ihlali” tespiti yapıp tahliye kararı vermiş, tahliye başvurusunun yapıldığı yerel mahkemeler ise AYM kararını tanımayıp talepleri reddetmiş, AYM ise Twitter hesabından yaptığı açıklama ile kararların “tedbir” niteliğinde olduğunun altını çizmişti.

YARGIDA “TAHLİYE” GERİLİMİ: AYM’NİN KARARI, GÜL’ÜN ERDOĞAN’A GOLÜ MÜ?

AYM’nin açıklaması sonrası Alpay’ın avukatları ikinci defa başvuru yaptı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, başvuruyu ikinci defa reddederken yargı krizini daha da derinleştirecek ve tarihe geçecek bir karara imza attı.

AYM’ye “yetki gaspı” suçlaması, “bireysel başvuru hakkı”na darbe

AYM’nin delil değerlendirmesi ve yerindelik incelemesi yaparak kendisini mahkemenin yerine koyduğunu ve “görev gaspı” yaptığını savunan mahkeme, “ihsas-ı rey (karardan önce görüş belirtme) yasağını çiğnemeye yol açacak talebin yerine getirilmesinin kanunen mümkün olmadığı” yönünde hüküm verdi.

Mahkeme üyelerinden biri ise AYM kararlarının bağlayıcı nitelikte olduğuna dikkat çekerek heyetin kararına katılmadığını ve tahliye gerektiğini şerh düştü.

Böylece, ilk defa bir yerel mahkeme, 1961 Anayasası’ndan bu yana var olan AYM’yi “yetki gaspı” ile suçlayıp bağlayıcı nitelikteki kararına direnmiş oldu.

Öte yandan bu karar, 12 Eylül 2010 referandumu ile getirilen “AYM’ye bireysel başvuru” sonuçlarını etkisiz kılabilme anlamını da doğurdu.

“AYM’NİN KARARI DERHAL BERAATTİR, UYGULANMAZSA AYM FİİLEN KALKMIŞ DEMEKTİR”

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararındaki ifadeler şöyle:

AYM, hangi nedenle olursa olsun mahkemelerin yerine geçecek delil değerlendirmesi ve yerindelik incelemesi yapamaz. AYM, ‘delil değerlendirmesi’ yapamayacağı için ceza mahkemelerinin ‘mahkumiyet ya da beraat’ yönündeki kararlarının yanlış olduğunu söyleyemeyeceği gibi, yerel mahkemece sanığa ilişkin ‘delil durumu takdir edilerek’ sanığın tutukluluğuna karar verilmişse, ‘delil durumu yetersizdir, o nedenle başvurucunun hakkı ihlal edilmiştir’ şeklinde bir karar vermesi de mümkün değildir.

AYM, kendini mahkememiz yerine koyarak özetle, ‘Dosyadaki delillerin tutukluluk için yeterli olmadığına’ karar vermiştir. Hatta AYM’nin gerekçesi dikkatli okunduğunda 140. paragrafta sanığın yayımladığı yazılar haricinde herhangi bir somut olgunun dosyada olmadığı ifade edilmiştir. Bu tespit dikkate alındığında mahkememiz sadece sanığın tahliyesine değil, beraatine de karar vermek gerekir. Yukarıda yaptığımız açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, AYM’nin böyle bir hak ve yetkisi yoktur. Dosyada tutukluluk halinin devamını gerektirir olguların olup olmadığını takdir yetkisi mahkememize aittir.

Tutukluluğa itiraz halinde istisnai olarak itiraz mercileri ve ayrıca karara itiraz halinde Bölge Adliye Mahkemeleri ve temyiz halinde de bu yetki Yargıtay’a aittir. AYM’nin dosyamızın esasına girerek karar vermesi, ‘görev gaspı’ niteliğindedir. AYM’nin bağlayıcı nitelikteki kararları, Anayasa’ya ve kendi kuruluş kanununa uygun olarak verdiği kararlar içindir, bunun haricinde yasalar ile kendisine tanınan sınırların dışına çıkarak ve hatta açıkça yasak konulan alanlara müdahale ederek vermiş olduğu kararlar için ‘kesin ve bağlayıcı’ olduğundan söz edilemez.

Dosyadaki sanıkla ilgili deliller buna müsaittir. Ancak unutulmaması gereken bir husus daha vardır. Tutuklama veya tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda ayrıntılı bir gerekçe ortaya konduğu zaman, ‘ihsas-ı rey’ söz konusu olmakta ve dolayısıyla sanık için hakimin (heyetin) reddi imkanı doğmaktadır. İhsas-ı rey yasağı sadece heyetimiz için yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda bir haktır. ATM’nin tutuklu sanık hakkında verdiği karar gerekçesine uyarak mahkememizin tutukluluk halinin devamına ilişkin kararı daha ayrıntılı yazmamız halinde, ihsas-ı rey ilkesine aykırılık oluşacağından, bu yönüyle de AYM kararının kabulü mümkün değildir.

Çünkü AYM kararlarının bağlayıcılığı nasıl ki kanun maddesine dayanıyorsa, ihsas-ı rey yasağı da kanunun emredici bir kuralıdır. Dolayısıyla AYM’nin heyetimizden ihsas-ı rey yasağını çiğnemesine yol açacak talebini yerine getirmemiz kanunen mümkün değildir.

Sendika.Org


Apsny News

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ